Değerli okurlar merhaba,

Okuyacağınız bâtınî (ezoterik) öğretici (didaktik) ve yapıcı amaçlı eleştiri içeren (satirik) şiirsel bâtınî özdeyiş felsefî hikmetler, şiirlerin tarihlerinden de görüleceği üzere seneler önce kaleme alınmıştı. Yayınlanmış diğer çalışmalar araya girdiği için uzun süre sabırla yayınlama sırasının gelmesini bekledi. Evrensel Yüce Erenlerin yine yüce himmetleriyle aydınlanma yoluna hizmete sunmak bu deme nasip oldu “Hû Erenler”, eyvallah. Yüce Erenlerle birlikte; insanların kişisel farkındalıkla, evrensel ve çağdaş yüksek bilinçle aydınlanarak kendi içlerinde saklı tanrısal özlerine uyanış yapabilmeleri en büyük temennimiz, en yüksek amacımız, nihai hedefimizdir. Bu fâni âlemde kısıtlı imkânlarla üretmeye çalıştığımız felsefî hizmetler ileride, gönül dostları erenler tarafından anılmamıza vesile olursa ruhen de mutlu olur; evrensel, tanrısal değişmez gerçekler adına da onur duyarız.

Önceki eserlerimizde giriş bölümleri konuların idrak edilmesi bakımından oldukça uzun olarak kaleme alınmıştı. Bu seri eserde, bu sefer daha kısa bir yazı kaleme alınarak sunulması daha uygun olacaktı. Önceki eserlerimizi okuyanlar zaten konulara hâkim olarak şiirsel yorumlarımızı da bu bilinçle kavramaya başlayacaktır. İlk eserimde yayınlanan şiirleri bir bütünlük olması, okuyuculara ve araştırmacılara kolaylık sağlaması için bu esere de almanın uygun olacağını düşünmüştüm, ancak yayın maliyeti engel oldu. Yayınlanacak şiirleri de ufak ebatlarda sıralı dört kitaba bölüştürmek zorunda kaldım. Arzum hepsinin tek kitapta toplanarak ciltli olarak yayınlanmasıydı olmadı, inşallah ileride nasip olsun diyelim. Önemli olan fakîrin arzusu değil, aydınlanma yoluna hizmet ve bilginin sunulmasıydı.

Şiirlerde yer alan beyitlerin sonlarında parantez içinde yazılı numaralar şiirlerin altında yer alan kutsal metinlerin sure ve ayet numaralarıdır. Kuran’ı Kerîm surelerini klasik dizin sırasına göre belirledim. Beyit sonlarında yer alan parantez içindeki (1-2-3-10-28-50) gibi rakamlar, şiir sonunda bulunan parantez içindeki rakamların karşılığı (1-2-3-10-28-50) olarak kutsal kitaplarda yer alan metinler veya yardımcı açıklamalarıdır. (1)(4/5.) örneğinde olduğu üzere. Bu da Kuran-ı Kerim (4/5.), yani ‘Kuran-ı Kerim, Nisa suresi 5.ayet’ anlamına gelmektedir. Bu kısaltmalar diğer kutsal kitapların metinleri için de geçerli olup, başlarında hangi kutsal kitapta yer aldığı yazılmıştır. Böyle bir sistem okuyucuya zaman kaybetmeden hangi kutsal kitabın hangi bölüm ve metni olduğuna ulaşmasında kolaylık sağlayacaktır. Bazı beyitlerdeki yorumlar birçok ayetleri de içine aldığından, aynı konuya farklı surelerde işaret ettiğinden aynı numara altında o ayetlere de olabildiğince bağlam olarak yer verilmiştir. Bu sistemin aynı zamanda konuya ilgi duyan araştırmacıların da işini kolaylaştıracağı fikrindeyim. “Sekine Rûh Hikmet I-II-III-IV ” isimli 4 ciltlik mesnevi toplam 193 şiirde 8745 beyit ve 137 kıta’dan (dörtlük) meydana gelmiştir. Yorumlar, kutsal kitapların değişmeyen evrensel ve tanrısal felsefelerinin özünün nasıl da bir bütün ve eşsiz olarak aynı tanrısal merkezde toplandığını, aynı tanrısal merkezin ruhsal kaynağı, titreşimleri olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir. Bu gerçekler insanlara; tekâmülleri için akıllarını kullanmalarının, çağdaş eğitimle çağdaş ve evrensel düşünmelerinin, vicdanlarını dinleyip nefs (alt-hayvani ego) terbiyesi yaparak tanrısal özlerine ulaşmalarının en yüce kutsal görev olduğuna işaret etmektedir.

Fakîr, aşina olduğu gerçekleri, ruhsal keşflerini; evrensel ve tanrısal gerçeklere talip olacak insanlara aktarmayı da aydınlanma yoluna bir hizmet, Yüce Erenleri de hoşnut etmek için bir görev olarak kabul etmektedir. Akli ve iç aydınlanma denen evrensel, tanrısal değer; çok uzun süreçlerde müthiş bir çaba, hayatlar boyu süren döngüyle elde edilmektedir. Bilim ilerledikçe yapay; hiçbir değeri olmayan ama gündemi işgal eden zırvalar, sanal değerler sahneden birer birer inmek zorunda kalacaklardır. İnsanlık tarihi, dünya sahnesini bir gün kaçınılmaz olarak gerçeklere teslim edecektir. Bu sebeple yakın süreçte ani, hayali bir idraksel yükseliş, sıçrama beklemiyoruz. Ruhumla birlikte olan beklenti ve hizmetimiz ilerideki çağlara dönük; ‘gelecek nesiller nezdinde kazanılacak bireysel yüksek idrak, farkındalık ve ruhsal deneyimler’ üzerinedir. Gerçeklere ait ilim dolu bilgi hangi çağ olursa olsun asla kaybolmaz ancak; ‘cehalet karşısında gizlenir’, yani sırlanır. Rabb’in hikmetinin elleri olan erenlerle saklanır, anı gelince Hakk ve hak üzere ortaya çıkar. Saklanmış, hakkı yenmiş, üzeri zırvalarla örtülmüş gerçeklerin hakları ve gerçekliklerinin eserlerimizden cemallerini gösterdiği gibi…

“Dünya bir sınav yeridir!” Kazanan ve kaybedenler tanrısal-evrensel yasa tarafından hem burada hem de iç boyutlarda ayrılacaktır. Biz, bu çalışmalarımızla üzerleri zırvalarla, cehaletle örtülmüş gerçekleri açarak tekrar tohumladık, ama bu tohum yeni değil; binlerce yıldır hikmetle korunarak saklanmış, ölmemiş, kendi içinde özüne çekilip diri kalmış sır bir tohumdu. Bu tanrısal tohum binlerce yıl öncesine, bilinmeyen en kadim çağların ruhsal bilgelik öğretisine dayanan, ismi dahi bilinmeyen kadim tanrısal bilgelerin çağlarından bu çağa kadar ölmediğine göre, bundan sonra da asla ölmeyecektir. Çünkü tüm evrensel-tanrısal hakikatin temeli, özü olan bu öğretinin tohumu bâki, ölümsüz soyut özün/ruhun en kadim tanrısal bilgelerden gelen daimi, hiçbir çağda kaybolmayacak, ruhsal, tanrısal erenlerin her çağa devreden gerçek mirasıdır…

“ALLAH'ın yasası değişmediğinden”, gerçekleri tamamen öldürmeye, ortadan kaldırmaya, unutturmaya, yok etmeye hiçbir fâninin gücü yetmez. Bu ölümsüz gerçeğin ne olduğunu yorumları okudukça daha iyi anlayacak ve şayet isterseniz kendi içinizde de uyanışınızı yaparak çok yakından ruhen de müşahede edebileceksiniz. Sadece yeryüzünde değil! Bilinen veya bilinmeyen tüm âlemlerde geçerli öz, temel öğreti “Kendi tanrısal hakikatini bilmek”tir. Bu istisnasız herkes için geçerli “ALLAH’ın Fıtratı” olup değişmez olarak kullandığı düalist yaratım formülden başka bir değer değildir; ister soyut boyutlar, ister somut madde boyutları olsun. Eserimde işlenen odak noktası sapkın nefse ait yanıltıcı etkinin/enerjinin (maya) idrak edilerek, kişinin kendisini en güçlü tanrısal merkezi olan ‘vicdanıyla’ koruması üzerinedir. Bu sebeple şiirlerdeki yergiler kişilerin pâk vicdani taraflarına değil, genel anlamda yanıltıcı, kışkırtıcı ve yoldan çıkarıcı nefslerine (alt-hayvani ego) hitap etmektedir. ‘Kişinin pâk tarafı’, yani “rûhu” kişiyi ve onun hayvani nefsini doğru yola sevk etmeye çalışan ‘Vicdan’ıdır! Bu gerçek üzere “O”na kimsenin söz söylemeye gücü yetmez, çünkü “O”, ölümden sonra cemali görülecek Rabb’in sesidir! Bu tanrısal öz, yaşarken dinlendiği ve uyulduğu takdirde kişinin ölümden sonraki hesapta tanrısal şahidi ve kurtarıcısı durumundadır.

“SEKÎNE-RÛH-HİKMET” isimli eser inisiyetik düalist öğretinin dışında aynı zamanda bir edebiyat eseridir de. Mesnevi tarzında hece vezni ile kafiyeli ve didaktik olarak kaleme alınmıştır. Her değer bir ölçüye bağlı olduğundan fakîr de; ilâhi “YASA” gereği bu eseri özüyle birlikte ölçü dâhilinde özdeyiş olarak inşada bulundu. Amaç; gerçekleri evrensel değerlere ve çağa uygun olarak aktarmak, uygulamasını kişisel olarak “içyüz”de benimseterek ruhen evrensel çağdaş iç aydınlanma yoluna öğretici, eğitici yüksek bilinçli bir katkı sağlamaktır. Bu eser tüm insanlığa sunulmuştur, ama her insana değil! Sadece kendi tanrısal-göksel hakikatinin aşkla arayışında olan ve olacaklara…

Yorumlar, tanrısal hakikati özdeyiş olarak bâtınî anlamda açıklarken, bunun dışında gözlemlerimize dâhil ettiğimiz dünyevi konuları da içermektedir. Tekâmül yolundaki çalışmalarımda özümden edinebildiğim liyakat kadar ilmim olduğundan eserlerim bana değil, bize aittir. Eser, iyi incelendiği takdirde felsefesinin tüm öğretilerin içyüzlerinde asıl vermek istedikleri mesajlara temas ettiği görülecektir. Bu sebeple kadim çağlardan bu yana körelmiş, saptırılmış gerçek öğretilerin asıl içyüzlerindeki özünü göreceksiniz.  Çarpıtılmış gerçekler değişmez “yaratım (fıtrat) formülü” ile “Kutsal Kitaplar”dan ayetlerle tekrar yorumlanmıştır. Tanrısal ve evrensel “içyüz” gerçeği bilinemeyen, insanların çoğu tarafından her çağda merak edilmiş, binlerce yıldır peşinden koşturulmuş, her yerde aranmış; ama bulunamamış “Kitap İlmi”, ‘Uyanmış Kundalini’den yansıyan “Sekine-Rûh- Hikmet”tir.

Malik İlyas Tanrıbağı

Yorum Yap

Not: HTML'e dönüştürülmez!
    Kötü           İyi

Sekine - Ruh - Hikmet IV

  • Ürün Kodu: UrunK8
  • Stok Durumu: 295
  • 50,00TL

  • Vergiler Hariç: 50,00TL

Etiketler: Sekine Ruh Hikmet Malik İlyas Tanrıbağı